izmir'de pikap gramofon radyo tamir bakim ve satisi

Pikap

Gramofon tamiri

Pikap Tamiri

Pikap Tamiri izmir

gramofon tamiri izmir

gramofon evi

RESTORASYON

Facebook

TÜRK MUSİKİSİ KAYIT TARİHİNDE PLAKLAR

 

Edison kendi okuduğu "mary had a little lamb" Mary 'nin küçük kuzusu isimli bir parçayı 12 Ağustos 1877 tarihinde fonografa kaydederek kayıt tarihinin başlangıcını yapmış oldu.
1881 yılında kalay yerine balmumu kovanlara kayıt yapıldı.
Ses kayıt aygıtları 1895 yılında ses kaydı yapmak ve bu ürünleri pazarlamak için dünyanın en elverişli kentlerinden biri olan İstanbul'a ulaştı. Kayıt tarihimizin başlangıcı olarak sayabileceğimiz bu dönemde ABDÜL EZEL PAŞA MEDDAH Aşkı, HAFIZ SAMİ HAFIZ AŞİR TAMBURİ CEMİL BEY ve NEYZEN TEVFİK gibi önemli isimlerin ilk kovan kayıtlarıda, İstanbul'un en eski satış yeri olan ve sonradan Hafız Aşir tarafından satın alınan GÜLİSTAN Mağazasında (1896) satılmaya başladı.
"PARLA PARLA KÜÇÜK YILDIZ SENİN NEYE BENZEDİĞİNİ O KADAR MERAK EDİYORUM Kİ "
Bu Kayıt 1887 de Emile Berliner tarafından döner bir tablo üzerine konulmuş ve lamba isiyle karartılmış plak üzerine yanan izler kazıyarak çalışıyordu ve bunu çalan buluşun ismide GRAMOPHONE (GRAMOFON) idi.
Gramofon plakları fonograf silindirlerine göre, önemli bir üstünlüğüne sahipti. Bir ana kalıptan hareket ettiği için sınırsız sayıda çoğaltma olanağı bulunuyordu.
Erken dönemlerde gerçekleşen Türkiye kayıtları Almanya ve İngiltere'deki fabrikalarda basılarak mamül hale getirildikten sonra gemilerle taşınarak ithal malı olarak satılıyordu. Bu erken dönem kayıtlara ait kalıpların yurt dışında kalması anlamına gelir ki özellikle ilk on yıl kayıtları hem sayıca çok hem de repertuar açısından çok önemlidir.
Yaşanan iki dünya savaşının pek çok koleksiyonluk belgeyi yok etmesi, özelliklede Alman fabrika arşivlerinin tamamen kaybolması kayıt tarihimiz açısından üzüntü vericidir.
Feriköy ve Yeşilköy fabrikaları faaliyete geçtikten sonra şirketlerin ürün örneklerini kalıplarını vesair belge ve malzemeyi saklama alışkanlığı edinememiş olması önemli bir kültürel mirasın günümüze erişimini engellemiş oldu.
Emile Berliner şirketi de 1900-1912 tarihleri arasında yaklaşık 3000 adet kayıt gerçekleştirdi. İlk olarak plaklar tek yüzlü olarak basıldı.
II.Abdulhamit tahta 1876 ' da çıktı.Büyük umutlar vadeden sultan çok geçmeden kendi eliyle açtığı meclisi kapatarak meşrutiyete son vermişti. "İstibdat denilen sıkı yönetim anlayışı Osmanlı toplumunun içine kapanmasına yol açmıştı.
1904-1910 yılları arasında özellikle kadınlar gramofondan gelen sesleri dinlemekle yetinmekte, seslerini plaklara verme konusunda ödünsüz katı bir tutum sergilemektedirler.
"Gavur işi" "Dine aykırı" gözüyle baktıkları için müzisyenleri huninin önüne geçirmek oldukça zor olmuştu.
Cumhuriyetin ilanıyla gelen yenileşme, batılılaşma, çağdaşlaşma gibi kavramlar, Türk toplumunu sıkı sıkıya bağlı bulunduğu geleneksel yapısını kırmaya zorladı. O günlere kadar Ermeni, Rum ve Çingene kadınlara özgü bir şeymiş gibi görünen sahneye çıkma, şarkı kanto söylemek gibi işleri Türk hanımlarda kolaylıkla yapar oldu. Fikriye hanım sesini plaklara veren ilk Türk kadınıydı ve onun baş aktristi olduğu Süreyya Operet Topluluğu da yine ermeni operet saltanatına son veriyordu. Bunlarla beraber HAFIZ BURHAN BEY, MÜNİR NURETTİN BEY, NEZİHE HANIM, SAFİYE HANIM (AYLA),HAMİYET HANIM (YÜCESES) dönemin en güçlü ve meşhur sesleriydi.
1948 yılında Columbia firması 30 cm lik bir plağı 33 1/3 devir olmak üzere 23 dakika kayıt gerçekleştirmişti.
RCA firmasının karşı atağı ise, kısa müzik parçaları ve tek şarkı için ideal boyut olan 45 likleri çıkartmak oldu. Bu plaklarla beraber 78,45 ve 33 devirlerin aynı pikap üzerinde bulunduğu çok devirli pikaplarda üretildi.
1962-1963 yılından itibaren 45 lik plak listeleri firma kataloglarında yayınlanmaya başlandı.
Başka milletlere örnek olacak kadar zengin olan Türk musikisi tarihinde plak kayıtları şüphesiz en önemli yeri tutmaktadır.